
…Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
Ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
Düşmanı gösteriyorlar, ona saldırıyoruz
Siz gidin artık
Düşman dağıldı dedikleri bir anda anlaşılıyor
Baştan beri bütün yenik düşenlerle aynı kışlaktaymışız
İncecik yas dumanı herkese ulaşıyor
Sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda
Tek başınayız…
İsmet Özel, bir Yusuf Masalı’ndan
İnsanın en temel faaliyetleri fiziksel varlığını sürdürmek zorunluluğundan doğar. Yemesi, içmesi, barınması, korunması, dinlenmesi gerekir. Bu zorunlulukların getirdiği gereksinimleri karşılamak için insan çeşitli faaliyetlerde bulunur. Bu faaliyetlerle insan kendini sürekli yeniden üretir. Bu faaliyetler aynı zamanda insanın oluşturduğu toplum denen örgütlü sosyal yapı içinde olur. Toplum içinde belli örgütlü yer ve zamanda belli biçimlerde faaliyette bulunan insan hem kendini hem de sosyal alanı yeniden üretir. Toplum içinde günlük ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda bu hayatın bilincini de oluşturur. Dolayısıyla materyal ve düşünseli üreten insan, bu üretimiyle birlikte, ona bağlı olarak gelen kültürünü de üretir. Kültürle, yani materyal hayatını ve bu hayatın bilincini üretme biçimiyle, insan belli zaman ve yerde kendinin ve topluluğunun kimliğini oluşturur ve kaçınılmaz olarak kendini “ötekilerden” ayırır.
Dünya sistemini yeniden oluşturmak adına yaşanmakta olan küreselleşme, hiç kuşkusuz kültürel bir değişimdir. Başta ekonomi ve siyasette olmak üzere, kültür biçimlerini oluşturan hemen hemen bütün alanları etkisi altına alan küreselleşme, aynı zamanda tipik bir popüler kültür örneğidir. Kültürün popülerleşmesinde kitlesel oluşum gözlenmektedir. Öncelikle bir kültür hareketinin popüler olabilmesi için çoğunlukça kabul görmesi gerekir. Ancak bu çoğunluk genellikle görece bir çoğunluktur, salt çoğunluk demek değildir. Kitle kültürü bu noktada daha çok ekonomik çıkarların ortak paydada birleştiği ticari bir kültürdür. Oysa popüler kültür egemen güçler tarafından ticari-siyasi vb amaçlar için oluşturulmuş, yalnızca bireyi hedef alan ‘sahte gerçekler’ dünyasıdır.
Popüler kültür bir “çabuk kullanım ve hızlı tüketim” kültürüdür. Bu tür kullanım ve tüketim popülerin üretiminin ilk safhasından son kullanım ve atma safhasına kadar her aşamasında vardır. Böylece kitle üretiminin kalıcılığı ve sürekliliği garanti edilir. Oysa biraz geriye dönüp baktığınızda kültürünüzde olmayan birçok şeye artık o kadar aşinasınızdır ki; yoklukları artık sizin için tahammül edilemez.
Kendi seçimlerimiz olduğunu düşünsek bile, popüler kültür yerküreyi ve bizi kuşatmış durumda. Artık yalnızca bize dayatılanlar içinde tercih yapabilmekteyiz. Bence bu durum kültürleri birleştirici gibi görünse de aslında teslim alıcı. Diğer kültürün varlığını bilse de, kendi değerlerini dayatıyor; asla bütünleşmeye yanaşmadan karşıdakinden ‘uyum’ bekliyor.
Sonuç olarak, içinde yaşadığımız toplumun ve dünyanın birer ferdi olarak, yurttaşlıktan dünya vatandaşı olmaya giden yolda adımlarımızı daha sağlam atmamız gerekmekte. Günlük hayatta seçimlerimizi yaparken popüler kültürün birer neferi gibi davranmaktansa, onun efendisi rolünü üstlenebilmeliyiz.
Akın YILDIRIM
15.04.2008
Bu yazıyla ilgisi olabilecek diğer yazılar:
- Basımızda Kavak Yelleri
- Özgür düsünce ve özgür ifade
- Yalan içinde yalan
- Dogru ya da yanlis secimler zinciri

Varna Tıp Üniversitesinde yoğun talep üzerine 2008 yılından itibaren ingilizce Tıp eğitimi verilmeye başlanmıştır.Ayrıca 2010-2011 eğitim yılından itibaren ingilizce Diş Hekimliği eğitimi verilmeye de başlanacaktır.Tıp eğitimini tamamlayan öğrenciler Avrupa Birliği Diploması (EUA) almakta ve istedikleri takdirde Avrupa’nın çeşitli yerlerinde görev yapabilmektedir.Varna Eczacılık Fakültesinde eğitim, Avrupa Birliğinden alınan 85/432/EEC ve 85/433/EEC kararlar neticesinde başlamıştır.Eğitim teorik ve pratik olarak verilmektedir (eğitim süresi 5 yıldır).Lisans eğitimini tamamlayan öğrenciler profesyonel eczacılık haklarına sahip olur.
Varna Tıp Fakültesi altıncı sınıf öğrencilerine isteğe bağlı olarak Türkiye‘de üç üniversitede staj yapma hakkı tanınmaktadır.
Bunlar:Bursa Uludağ Üniversitesi,Ankara Gazi Üniversitesi,Edirne Trakya Üniversitesi
(Öğrencinin staj yaptığına dair belge üniversite onaylı olmalıdır.Devlet sınavları ve diploma için bu belgenin gösterilmesi zorunludur.)
http://blackseauniversity.com/?page_id=3219
Sevgili WebMaster sanırım yazımı dikkatli okumadınız,ben incelemeci yarcılayıcı ve dışlayıcı olmamalı dedim konuyu araştırıp yorum yazarken,bu konu o olguyla ilgiliydi.Genel olarak hemfikir olduğumuzu düşünüyorum siz ve yorumcu arkadaşımla.Saygılar
Merhaba Korhan Bey, yazının sahibi arkadaşın anlattıkları konusunda hemfikirim ve sizin <> düşüncenize pek katılamıyorum. Öncelikle genel anlamıyla popüler kültür, yazıda da anlatıldığı gibi bir dayatmanın ürünü olan şeylerin bütünüdür zaten.
Bizim alışkanlık ve zevklerimizden oluşan şeylerin %90′ı, özünde “nasıl daha fazla kazanabiliriz” zihniyetinin yer aldığı bir zümrenin dayattıklarından oluşuyor. Durum böyle olunca da insan, ister istemez “yargılayıcı” ve “dışlayıcı” oluyor çünkü eğer siz onu yargılamazsanız, kendisine katılmadığınız takdirde “popülist kültür” sizi yargılıyor…
Popüler kültür incelemecisi, yargılayıcı ve dışlayıcı olmamalı, “ya o ya bu” tavrı yerine, “hem o hem bu” tavrı içinde olmalıdır. bu konuda verilen emek için yorumcu arkadaşa teşekkür ederim
Bu konuda yazılar devam etmeli, çunki ne kadar gündemde olursa, o kadar kafalarda netlik kazanır, netice itibariyle her gün karşılaşdığımız vakalar alışkanlık niteliğini kazanmaktadır.
günümüz globalleşen dünyada paralel olarak genel kültür kalitesi de düşmektdir. Bu ne kadar tezatlı olsa da, aslında demokrasinin ve pazar ekonomisinin de getirdiği sonuçlardır.
Batı eğitim sürecini araştırdığımız zaman bile bu ivme gözlemlenmektedir. Orta çağlarda bilim dili latınca iken, daha sonra fransızca, şimdi ise ingilizce olmuş. Çunki sonuncusu yapı itibariyle daha basit ve daha geniş kitleye hitap etmektedir. bu yüzden popular kültür de, kültür demek mümkünse daha geniş kitleyi kapsamak için üretmektedir. Maalesef bu durumda gerçek değerler “değer” kaybına uğramaktadır. Bu durumda eğitim kurumlarına çok iş düşmekte, ama korkarım onlar da populer kültürün ürünü olmaya başlamışlar.
yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil…konuyu cok ıyı etud etmıssınız…populer kultur egemen sermayenın mevcudiyetini surdurebılmek ve dahada guclendırebılmek ıcın ınsanları bırlestırme adı altında yapılan farklılastırma eylemıdır….benım dusuncemde bu yonde…
Popüler kültürü yönlendiremeyip rüzgarina kapilirsak kültür erozyonuna ugrariz. Güzel bir noktaya deginmis yazan arkadas…
Bu ülkenin birer vatandaşı olarak malesef sadece popüler kültürün kölesi oluyoruz, efendisi olamıyoruz.Malesef dedim çünkü popüler kültürün anlamına hakim olamadığımız için kendi örf ve adetlerimizi,kendi kültürümüzün temel taşlarının neler olduğunu unutuyoruz.Bu günlerde bu kadar siyasi savaşın içinde boğulurken, bir ülke için çok önemli olan bu konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederiz.yazılarınızın devamını bekliyoruz.