Kategori Arşivi 4 – İngilizce Diyaloglar

Hotel-Otel

Customer (Müşteri): Good afternoon (İyi günler).
Receptionist (Resepsiyonist): Good afternoon (iyi günler). How can I help you? (Size nasıl yardımcı olabilirim?)
Customer: I have a reservation for the name of Jack Swift (Jack Swift adına bir rezervasyonum var).
Receptionist: I’ll check right now (Şimdi kontrol ediyorum). Hmm.. Yes, Mr Jack Swift. (Evet, Bay Jact Swift). Your reservation is for three days, isn’t it? (Rezervasyonunuz üç günlük, öyle değil mi?)
Customer: Yes, it is (Evet, öyle).
Receptionist: Your room number is 202 (Oda numaranız, 202). Here is your key (Buyrun anahtarınız). Bellboy will bring your luggages. (Bellboy {Otellerde valizleri odaya taşıyan hizmetli } valizlerinizi getirecek). Have a nice day (İyi günler dilerim).
Customer: Thank you (Teşekkür ederim).
Yazının devamı »


Bu yazıyla ilgisi olabilecek diğer yazılar:


Cafe – Restaurant

Waiter{erkek} / Waitress{kadın} (Garson): Welcome, would you like to have menu? (hoş geldiniz, menü isterminiz?)
Amanda: Yes, please. (Evet lütfen.)
Barbara: Salads are very delicious in this place. (Buranın salataları çok lezzetli.) I’ll have salad with tuna. (Ben ton balıklı salata alacağım. ) You? (Ya sen?)
Yazının devamı »


Bu yazıyla ilgisi olabilecek diğer yazılar:


Shopping-Alisveris

1
Salesclerk (Tezgahtar): Welcome. How can I help you? (Hoş geldiniz. Size nasıl yardımcı olabilirim?)
Customer (Müşteri): I want to buy trousers and jacket suit. (Pantolon – ceket takımı almak istiyorum) Can I see the options? (Seçenekleri görebilir miyim?)
Salesclerk: Sure. (Elbette.) New modals have come. (Yeni modellerimiz geldi.) They are consisted of vivid colours. (Canlı renklerden oluşuyor.) You’ll like it. (Beğeneceksiniz.)
Customer: Actually, I’m a little conservative about my wear-style. (Aslında, giyim tarzım konusunda biraz tutucuyum.) I prefer classical colours, I guess. (Sanırım, klasik renkleri tercih ediyorum.)
Salesclerk: This green suit will fit to you. (Bu yeşil takım size çok yakışacak.) Do you want to try? (Denemek ister misiniz?)
Customer: Will it fit? Ok, let me try. (Yakışacak mı? Peki deneyelim…)
Salesclerk: Wow, it really looks good. (Ooo, gerçekten de güzel duruyor.) What do you think? (Siz ne düşünüyorsunuz?)
Customer: I like it. (Beğendim.) I should wear different coloured clothes, I guess. (Sanırım, artık farklı renkler de giymeliyim.)
Yazının devamı »


Bu yazıyla ilgisi olabilecek diğer yazılar:


Asking Direction-Yön Sorma

1
A: Excuse me, can I ask you something? (Afedersiniz, bir şey sorabilir miyim?)
B: Sure. (Elbette.)
A: How can I get to the Court House? (Adliye Sarayı’na nasıl gidebilirim?)
B: Walk to the end of this street. (Bu caddenin sonuna kadar yürüyün.) Turn right, when you get to the crossroads. (Kavşağa geldiğinizde sağa dönün.) After walking about 100 mt., you’ll see a street having a pastry shop on the corner. (100 mt. kadar yürüdükten sonra, köşesinde pastane olan bir sokak göreceksiniz.) Turn into that street. (Bu sokağa girin.) Court House is the third building on the left. (Adliye Sarayı, soldan üçüncü bina.)
A: Thank you. (Teşekkür ederim.)
B: Not at all (İngiltere İngilizcesi’nde) / It’s your welcome (Amerikan İngilizcesi’nde) (Rica ederim ya da Birşey değil.)
Yazının devamı »


Bu yazıyla ilgisi olabilecek diğer yazılar:


1 / 11
Sesli Sözlük

Site içinde herhangi bir kelimeye çift tıklayın ya da arama kutucuğuna kelime yazın:

Powered by DictionaryBox.com