
Bu yazım, bazılarının zoruna gidebilir. Niye genelleme yapıyorsun, belki bakış açına dahil olmayan insanlar olabilir denilebilir, ancak baştan belirteyim ki, aradan farklı tipler çıksa da sözüm, belirteceğim insanların genel ortalaması ile ilgilidir…
Lafım, bugünün genç kuşağının temelini oluşturan 15-20 yaş arası gençlere. Bu yaş grupları arasındakilerin yaşamlarına baktınız mı hiç? Ne kadar boş yaşıyorlar değil mi? Hazırcılık düşüncesi, her alanda ele geçirmiş onları. Hep hazırdan gelsin, üretmeden tüketsinler. Sevmesinler ama hoşlansınlar…
“Nerde o eski günler” teranesini tekrarlayacak değilim elbette, ne de olsa ben de 27 yaşında (hala genç sayılan) biriyim, eleştirdiğim yaş grubuna en yakınlardan… Fakat kendi yaşıtlarımla bugünün gençlerini karşılaştırdığımda dehşete kapılıyorum. Kültür denilen şeyi, sadece marka giyinmek ve yabancı dil bilmekten ibaret sanan zavallılar. Öyle acınasılar ki… Toplumsal duruştan, politik bakıştan yoksun, “aşk”ın bir an önce yatağa girmekle eşit olduğunu düşünen, kitap okumayı “sıkıcı”, internette sohbet etmeyi “harika ötesi” sanan görmemişler topluluğu. Toplumca ortaklaşa paylaşılan tek heyecanın “futbol” olduğunu zanneden, “bayram” denilen o güzel şeyin ne olduğunu hiç tadamamış olan gençlik bu sözünü ettiğim. Heyecan demişken…
“Güzel” olan birşeyi gördüklerinde heyecanlanıyor mu acaba bu gençlik? Güzel derken, elbette ki yeni bir cep telefonundan ya da piyasaya yeni çıkmış bir parfümden bahsetmiyorum… Kaç tanesi sırt üstü çimlere uzanıp yıldızları seyretmiştir? Kaç tanesi bir şehirden ayrılırken arkasında bıraktığı şehre dönüp bakmıştır son bir kez? Kaç tanesi sevgilisinin “sadece” elini tutabilmek için 1 ay beklemiştir sevgilisinin dizi dibinde?
Eskiyle yeninin farklı olması kaçınılmaz elbette… Ama bu kadar hızlı, bu kadar çabuk dejenere biçimdeki değişim korkutuyor insanı. Sebze yemeklerine burun kıvırıyorlar çünkü onların çok sevgili “hamburgerleri” var. Kitap okumuyorlar çünkü internette her kitabın özeti var. Eminim ki büyük çoğunluğu, eline kalem alıp mektup yazma ve dahası pul yalayıp yapıştırma hazzını tatmamışlardır çünkü onların “i-meyıl” servisleri var…
“Benim memurum, benim vatandaşım işini bilir” dediler. Canlı yayına çıkıp, “bakın ben de içiyorum, radyasyon olsa kendim içer miyim” dediler. “Dün dündür, bugün bugündür” dediler. Zehirlediler bugünün gençliğinin babası olan o günün gençlerinin zihinlerini. Ve kuşaktan kuşağa aktarılan kültür sekteye uğradı o dönemlerde. Şimdiki gençliğin kendi başına büyümesine sebep oldular. Ve sağlıklı büyüyemedi şimdiki gençlik…
Bizim zamanımızda internet yoktu…
Bizim zamanımızda mp3 player ve cd yoktu…
Bizim zamanımızda ne akbil vardı ne de cep telefonu…
Bizim zamanımızda sanal duygular hiç yoktu….
Bizim zamanımızda gazete ve televizyon vardı…
Bizim zamanımızda 45′lik, 60′lık ve 90′lık kasetler vardı…
Bizim zamanımızda otobüs bileti ve ankesörlü telefon jetonları vardı…
Bizim zamanımızda AŞK vardı…
Bu yazıyla ilgisi olabilecek diğer yazılar:

her ne kadar bende 15-20 yas grubunun içinde olsamda dedıklerınde sonuna kadar hak veriyorum sana fikocum.Ben sizin dönemlerı bılmem ama bugüne kıyaslarsak keske bende o dönemin içinde olsaydım diyorum.%’lık dilime oranlarsak %80 gününün gençliği öyle ama ben kendimi kalan %20′lık dilimde kalmak için çabalıyorum.Teknolıjının herseyı var çok şükür ama ben gazetemi bayiiden alıp okumakdan daha çok zevk alıyorum